Çizimlerle Kanal İstanbul

Baştan beri bir gayrimenkul girişimi olarak kurgulandığı eleştirilerine konu olan Kanal İstanbul’a; bilim insanları, uzmanlar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve yurttaşların karşı çıktığı görüldü. Gelecek nesilleri devasa bir borç yükü altında bırakacağı ve küçük bir azınlığa sermaye transferini amaçladığı eleştirileri bu karşı çıkışın gerekçeleri olarak sunuldu. Yapılan istisnasız bütün bilimsel çalışmaların, bu proje fikrinin hayata geçirilmesi halinde; ekonomik, sosyal ve çevresel felaketlere yol açacağı konusunda ortaklaşması da gerekçeler için dayanak oldu. Diğer taraftan, bugüne kadar bağımsız kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı saha araştırmalarında da yurttaşların çok önemli bir çoğunluğunun bu proje fikrine karşı olduğu görüldü. Bu da proje fikrinin bilimsel olarak ortaya konan riskleri yanında toplumsal meşruiyetinin de olmadığını gösterdi.

Halen yürürlükte olan mekânsal plan hükümlerine açıkça aykırlıklar taşıyan Kanal İstanbul, İstanbul’un sosyal ve doğal eşiklerini aşarak kenti yaşanamaz hale getirecek mekansal müdahaleler öneriyor. Mevcut tarım topraklarını, içme suyu barajlarını, ormanlık ve mera alanlarını yok edeceğini ÇED raporu üzerinden açıkça duyuran bu girişim, yöre sakini yüzbinlerce insanın yerinden edilmesine de neden olacak. Ayrıca Marmara’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir deniz kirliliğinin de ortaya çıkmasının koşullarını hazırlayacak. Deprem riski altında olan İstanbul’un bu devasa mekansal müdahale sonrasında kırılganlığının artması ise kaçınılmaz.

G-MFN8KMLPBT