İstanbul Kent Konseyi’nin başlattığı Kanal İstanbul karşıtı imza kampanyasına buradan erişebilirsiniz.

Kampanya duyuru metni şu şekilde:

Kamuoyuna çağrımızdır;

Kanal İstanbul’a Bir İmza İle Hep Birlikte Dur Diyelim!

Herkesi İstanbul’u felakete sürükleyecek ve yapımı ile bölgemiz üzerinde hiç kaçınılmaz yıkıcı etkileri olacak Kanal İstanbul Projesi’ne karşı desteğe çağırıyoruz!

İstanbul Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu olarak; İstanbul hakkında yazılmış en güzel mısralardan biri ile çağrımıza başlıyoruz:

“Tarifsiz kederler içindeyiz!”

İstanbul, Asya ve Avrupa’yı ayıran doğal suyolu olan Boğaziçi’nde yer alması nedeniyle dünyada emsalsiz bir yere sahiptir.  Şehrimiz tarihi, doğası ve kültürü ile yüz yıllardır büyük şair ve düşünürlere ilham vermiştir. Bin yıl boyunca dünyanın en büyük mabedi sayılan Ayasofya’ya ev sahipliği yapmıştır. Dünyanın iki merkezinden biri sayılmış, tüm yolların hem Roma’ya hem de İstanbul’a çıktığı bir dönemin sembolü olmuştur. Doğu Roma ve Bizans geleneğinin devamı olarak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de şehir sürekli el üstünde tutulup, imar edilmiştir.

Dünya Mirası İstanbul

İstanbul sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da vazgeçilmez ekolojik ve kültürel bir değeridir. Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan bu kadim suyolu, küresel çevre dengesinin kritik bir unsurudur. Fransız ünlü asker ve politikacı Napolyon der ki: “Dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu!”

Ne üzücüdür ki, mevcut iktidar İstanbul Boğazı’nın paralelinde yeni bir ‘’yapay’’ kanalın inşasını istemektedir.

Dünya’nın Haritası Değişecek

İstanbul’un gerçekten böyle bir kanala ihtiyacı olup olmadığı muammadır. İstanbul Boğazı’ndan geçen yıllık toplam gemi sayısı, 2006-2018 yılları arasında eski yıllara oranla toplam %24 azalmıştır. Geçişlerdeki bu azalma, öncelikle Rusya’nın petrol ihracatını Baltık Denizi limanlarına kaydırması, petrol rezervlerinin azalması,  boru hattı projeleri ve gemilerin büyüyerek daha fazla yük taşıyabilmesi gibi yapısal sebeplere bağlıdır ve kalıcıdır. Buna karşın, kanal yapımını mazur göstermek için işaret edilen gemi trafiğinin artacağı yönündeki öngörü ise, bilimsel dayanaktan tamamen yoksundur.

Yine, Kanal’ın,  en ağır tonajlı gemilerin geçebileceği şekilde Karadeniz ile Marmara Denizi arasında 45 kilometre uzunluğunda yapılması planlanmaktadır. Ancak gerçek olan şudur ki, inşaat aşamasındaki patlatmalar sonucunda ortaya çıkacağı öngörülen 1,1 milyar m3’ü aşan hafriyat, büyük çevre zararına yol açacak ve yerkürenin haritası değişecektir.

Bilim İnsanları Uyarıyor!

Kanal İstanbul Projesi hakkındaki uyarılar dehşete düşürmektedir. Bilim insanları, Kanal İstanbul Projesi hayata geçirilirse su kaynaklarının yok olacağına; Marmara ve Karadeniz’in ekosisteminin çökeceğine; bu durumun domino etkisiyle Ege ve Akdeniz’e yayılacağına; Avrupa’nın derinliklerine giden Tuna Nehri’nde yıkım başlayacağına; toplam 13 milyon m2’lik orman alanı yani yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğündeki ekosistemin yok olacağına karşın uyarıyor! Ve ne acı ki, tüm bunlar çok uzun bir zamana yayılmayacak. Bu etkilerin yanı sıra, tarım alanlarının daralacağını, mera ve otlak alanların yok olacağını ve hayvancılığın da biteceğini söylemektedir uzmanlar. Ayrıca tarihi ve kültürel alanların yok olması da cabası…

Bilim insanları, projenin hayata geçirilmesi durumunda, imar ve yapılaşmaya bağlı olarak İstanbul’un hali hazırda taşıyamadığı nüfusunun da astronomik şekilde daha da artacağını, bu durumun iç göç ve sosyo- ekonomik sorunlara yol açacağını belirtmektedirler. Kanal, kanser gibi yayılacak olan betonlaşma ve nüfus artışı ile adeta bir SONSUZ ŞEHİR (Ekümenopolis) yaratacaktır.

Maalesef, bir facia olan bu projeyi hazırlayanlar için bahsedilen bu etkiler önemsiz ve kayda değer olmamakla birlikte, kanalın her iki yakasında da yeni yerleşim ve ticaret alanları kurulmak istenmektedir. Bu projenin yalnızca rant amaçlı olduğunu anlamak, zor değildir…

Uluslararası Hukuk Çiğneniyor!

İktidarı elinde bulunduranların ‘Çılgın Proje’ adını verdikleri Kanal İstanbul Projesi ile Uluslararası anlaşmalar hiçe sayılmakta ve çevresel bilgi edinme hakkı ve karar alma süreçlerine erişim hakkı ise kısıtlanmaktadır.

Ancak, bilinmelidir ki, şehirde çoğunluğu oluşturan duyarlı insanlar, İstanbul’un doğal, tarihi ve kültürel değerlerini koruma mücadelesine devam etmeye sonuna kadar kararlıdırlar!

İnsanlığın Küresel Pandemiden çıkardığı dersler ışığında,  kadim ve doğal dünya mirasımızı çalmak isteyenlere karşı mücadele veren ‘yeşil yürekli’ insanlara destek verin!

Kıtalardan gelen desteğiniz, bu eşsiz boğaz üzerinde birleşsin!

Bu bir imza ile bile olsa…

——–

This is Our Call to the Public,

Let’s Say Stop With A Signature to Canal Istanbul’!

We call for support against the Canal Istanbul Project, which will drag Istanbul into disaster and have inevitable devastating effects in our region with its construction!

As the Istanbul City Council Environmental Working Group; we begin our call with one of the most beautiful lines written about Istanbul:

“We are in indescribable sorrow”.

Istanbul has a unique place in the world due to its location on the Bosphorus, the natural waterway that separates Asia and Europe.  Our city has inspired great poets and thinkers for centuries with its history, nature and culture.  It has hosted the Hagia Sophia, which is considered to be the largest temple in the world, for thousand years.  Considered one of the two centers of the world, it has been a symbol for an era when all roads lead both to Rome and Istanbul.  As a continuation of the Eastern Roman and Byzantine traditions, the city was constantly cherished and reconstructed during the Ottoman Empire period.

World Heritage Istanbul

Istanbul is an indispensable ecological and cultural value not only of Turkey but also of the world.  This ancient waterway connecting the Mediterranean and Black Sea is a critical element of the global environmental balance.  The famous French soldier and politician Napoleon says: “If the world were a single country, its capital would be Istanbul!”

Sadly, the current government wants the construction of a new “artificial” channel within parallel lines with the Bosphorus.

The Map of the World Will Change!

Whether Istanbul really needs such a channel is a mystery. The annual total number of ships passing through the Bosphorus decreased by 24% between the years 2006-2018, compared to the previous years.  This decrease in transits is primarily due to structural reasons such as Russia’s shifting its oil exports to Baltic Sea ports, decrease in oil reserves, pipeline projects and the ability of ships to grow and carry more cargo and is permanent. On the other hand, the prediction that the ship traffic will increase, which is pointed to justify the canal construction, is completely devoid of scientific basis.

Again, the canal is planned to be built at a length of 45 kilometers between the Black Sea and the Sea of Marmara so that the heaviest tonnage ships can pass.  However, the reality is that the excavation, which is predicted to occur as a result of the explosions at the construction stage, will cause great environmental damage and the map of the world will change.

Scientists’ Are Warning!

Warnings about the Canal Istanbul Project are terrifying. Scientists say that if the Canal Istanbul Project is implemented, water resources will disappear and the ecosystem of Marmara and Black Sea will collapse. Unfortunately, this situation will spread to the Aegean and Mediterranean with the domino effect and the destruction will begin in the Danube River, which goes deep into Europe. Additionally, scientists warn that the ecosystem of 13 million square meters of forest area, that is, about 20 thousand football fields, will disappear! And sadly, all this will not be spread over a very long time. In addition to these effects, experts say that agricultural areas will shrink, pastures will disappear and animal husbandry will end. Moreover, historical and cultural sites will be destroyed.

Scientists state that if the project is implemented, the population of Istanbul, which is not yet able to be handled due to the development and construction, will increase astronomically, and this situation will lead to internal migration and socio-economic problems. The canal will create an ENDLESS CITY (Ecumenopolis) with cementation and population growth that is supposed to be spread like cancer.

Unfortunately for those who prepared this project, which is a disaster, these effects are insignificant; but, it is desired to establish new residential and commercial areas on both sides of the canal. It is not difficult to understand that this project is only for purposes based on urban rent…

International Law is Violated!

International agreements are disregarded with the Canal Istanbul Project, which is called as the “Crazy Project” by those in power and the right to environmental information and access to decision-making processes are restricted.

However, it should be known that sensitive people who make up the majority in the city are determined to continue their struggle for protecting the natural, historical and cultural values of Istanbul!

In the light of the lessons humanity has learned from the Global Pandemic, support “green-hearted” people who fight against those who want to steal our ancient and natural world heritage!

Let your support from the continents unite on this unique strait!

Even if this is with a signature…

Even with a signature …