İşin Aslı Ne?

Kanal İstanbul güneyde Küçükçekmece Gölü ve Sazlıdere Barajı üzerinden geçip, kuzeyde Durusu Bölgesi’nde Karadeniz’e ulaşarak Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayan, yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda, 20,75 metre derinliğinde ve en dar yerinde 275 metre genişlikte olan bir suyolu olarak planlanmıştır. Kanalın yapılma gerekçesi Marmara Denizi ile Karadeniz’i birbirine bağlayan İstanbul Boğazı üzerindeki artması beklenen gemi trafiği yükünü hafifletmek olarak gösterilmiştir. Yılda ortalama 50.000 geminin geçtiği İstanbul Boğazı’ndaki deniz trafiğinin dünyada artan ekonomik faaliyetlere paralel olarak artacağı ve en dar yeri 698 metre olan doğal suyolunun bu bağlamda yetersiz kalacağı belirtilmiştir. Bu varsayımdan hareketle teknolojik gelişmeler sonucu gemi boyutlarının büyümesi ve özellikle akaryakıt türü tehlikeli/ zehirli madde taşıyan gemilerin İstanbul Boğazı’nı tehdit edeceği, bu nedenle kentin alternatif bir su geçiş yoluna ihtiyacı olduğu vurgulanmıştır.

İstanbul ili Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilçesinde T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan “Kanal İstanbul Projesi (Kıyı Yapıları [Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezleri] Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dahil)” ile ilgili olarak hazırlanarak son şekli verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu halkın görüş ve önerilerini almak üzere 23 Aralık 2019 tarihinde 10 gün süresince görüşe açılmış ve nihayetinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 17.01.2020 tarihinde ÇED Olumlu kararı alınmıştır.

Kanal İstanbul’a yönelik olarak, birbirinden farklı birçok disiplinde irdeleme yapmak gerekmektedir. Bunlar arasında gemilerin hareket ve manevraları (gemi hidrodinamiği), deniz ulaşımı, uluslararası deniz hukuku ve Montreux Sözleşmesi, deprem mühendisliği, deprem ve tsunami riski, kanal hidrodinamiği, doğa ve çevrenin korunması, deniz bilimleri, yeraltı sularının durumu, entegre kıyı ve deniz yapıları, trafik ve ulaşım, fiziki coğrafya, atmosfer, hava ve iklim değişikliği, altyapı ve arıtma tesisleri, kültürel ve doğal varlıklar, yeni yerleşimler, meteorolojik parametreler, mekânsal planlama, çevre iktisadı ve çevre hukuku gibi konular öncelik taşımaktadır.

Bu sayfada, yukarıda sözü edilen çalışma alanları kapsamında bilimsel veriler esas alınmak suretiyle ÇED Raporu’nda ele alınan ya da alınmayan hususlar, yapılan yanlışlıklar, yanıltıcı yorumlar ve eksik değerlendirmeler detaylı olarak ele alınmış ve kanalın İstanbul ve doğal çevresi için oluşturacağı risk, zarar ve tehditler ortaya konmuştur.