Kanal İstanbul’un Ekonomisi

Kanal İstanbul neden doğru bir yatırım kararı değil ve hayata geçirilmesi neden olanaksız?

Kanal’ın, Karadeniz ve Marmara’yı birbirine bağlayan mevcut Boğaz yolunu kısaltarak gemilere maliyet avantajı sağlayamaması, genişliği ve derinliği nedeniyle belli büyüklüğün üstündeki gemilere (en çok gelir getiren) hizmet verememesi, önerilen genişliği itibariyle yük gemilerinin çift yönlü ve aynı anda yolculuk etmesine imkan vermemesi gibi nedenlerle ticaret gemilerinin ihtiyaçlarını karşılayamayacağı anlaşılıyor. Dolayısyla, Kanal İstanbul proje fikrinin, bir kamu projesi için gerekli olan ihtiyaç-sorun-çözüm dayanağından yoksun olduğu anlaşılıyor.

Büyüklüğü nispetinde bir kendini geri ödeme modeli önermediği için, Kanal İstanbul proje fikrinin herhangi bir yapılabilirliği olmadığı görülüyor. Dolayısıyla projeye bu haliyle finansman temin edebilmenin de mümkün olamayacağı anlaşılıyor.

İçerdiği bütün yapısal risklere rağmen, proje fikrinin  yatırımcı çekebilmesinin önünde başka engeller de var. İlki, bir sonraki seçimde yönetime gelme olasılığı bulunan siyasi partilerin, bu kapsamda gelecek yatırımı tiksindirici borç kavramı çerçevesinde ele alacaklarını ve dolayısıyla mevcut yönetim tarafından taahhüt edilen borçların geri ödemesinin yapılmayacağını, henüz proje hayata geçmeden deklare etmiş olmasıdır. İkincisi ise, dünyanın büyük bankalarını, halkın onay vermediği ve çevresel yıkıma neden olacak projelere finansman sağlayamayacakları yönünde bağlayan pek çok uluslararası sözleşmenin var olması. Uluslararası basında bu konuda banka temsilcileri tarafından yapılan temkinli açıklamalar da bu durumu doğruluyor.

Kanal İstanbul gibi yüksek hacimli finansman gerektiren bir proje fikrinin, Türkiye’nin olanakları dâhilinde merkezi bütçeden sağlanmasının da mümkün olmadığı görülüyor.

Zaten kamu yatırım programı ve projelerini hazırlama mevzuatı çerçevesinde Kanal İstanbul’un Kamu Yatırım Programına dahil edilmesi ve uygulama aşamasına geçilebilmesi için zorunlu olan şartların da henüz yerine getirilmediği anlaşılıyor. 2021 Yılı Yatırım Programı’nda, 2013 yılında yapımına başlanan bir bölünmüş yol projesi için 1.000 TL kaynak ayrılması dışında Kanal İstanbul’a ilişkin herhangi bir yatırım kararının yer almıyor oluşu da proje ısrarının yalnızca söylem düzeyinde kaldığını gösteriyor.

Daha ayrıntılı bir değerlendirme için Doktor Mete Durdağ’ın  “Kanal İstanbul Projesinin Fi̇zi̇bi̇li̇te Etüdü: İlgili Mevzuata Göre Bu Proje Fizibıl mı (Yapılabilir mi)?” başlıklı raporu okunabilir.

G-MFN8KMLPBT